37 yıl sonra gelen eşyalar...

27/01/2015

VAKFIMIZDAN GÜNCEL HABERLER

27.01.2015

Yıl 1952. Arıburnu çıkarmasında Türkler tarafından esir alınan iki Anzak subayından biri, otuz yıl sonra eşiyle birlikte Gelibolu Yarımadası’nı ziyaret etmek amacıyla Türkiye’ye gelmiştir. Bu Anzak Subayı ve eşi, Türk Genelkurmayı’na müracaat ettiğinde, 1915’in 57’inci Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey’in oğlu Tümgeneral Tekin Arıburun, Genelkurmay Başkanlığında Harekât Başkan Yardımcısı’dır. Tümgeneral Tekin Arıburun, okyanusun öbür ucundan gelen bu aileye yetkililerden üç gün izin almıştır. Fakat onlardan bir küçük ricası vardır: Çanakkale dönüşünde Ankara’ya gelip kendi evlerinde bir kahve içmeleri…

Babası Çanakkale Cephesinde şehit olduğunda sekiz yaşında olan Tümgeneral Arıburun’un yıllar sonra yaptığı bu davetini kırmayan eski Anzak Subayı ve eşi bir kahve içmek için dönüşte Ankara’ya gelmişlerdir.

Tümgeneral Tekin Arıburun’un evindeki salonda Çanakkale’de şehit olan babasının üniformalı bir resmi asılıdır ve Anzak Subayı hemen eşine, “Bu komutan bizi esir almıştı” demiştir. O ana kadar şehit babasının harp hatıralarının ayrıntılarını onun hayatta kalan arkadaşlarından dinleyen Tümgeneral Tekin Arıburun, hemen kendisine anlatılan bir olayı hatırlamıştır: Çıkarma sırasında esir alınan iki Anzak subay, 57’inci Alay Komutanının çadırında korkudan titremektedirler. Bu efsanevi Alay’ın Komutanı onlara ikramda bulunmuş ve tabanca, dürbün, İncil gibi kişisel eşyalarını üzerlerinden aldırmıştır. Fakat Anzak subayların titremeleri devam etmektedir.

İşte bu an, ev sahibinin gözünde yeniden canlanmış ve hemen salondaki dolaptan bu eşyaları çıkarıp eski Anzak Subayı’na vermiştir. Eski Anzak Subayı, “Aaa eşyalarım!” diye bağırmıştır. Bu defa Tümgeneral, “Peki babamın çadırında neden titrediniz?” demiştir. Konuk Anzak Subayı’nın yanıtı şöyledir:

“Bakın bugün hayattayım, diğer arkadaşım da Avustralya’da yaşıyor. Babanız bize misafir gibi muamelede bulundu. Bugünümüzü ona borçluyuz. Çadırındaki bu asil muameleden hicap duydum. Bizzat babanıza da söyledim. Fakat bizi esir alanlara işaretle anlatmıştım. Şimdi size de anlatıyorum. Çıkarmadan bir gün önce Limni Adası’nda bizlere hitap eden Ordu Komutanı, ‘sakın Türklere esir düşmeyin ve ölene kadar çarpışın. Çünkü Türkler yamyamdır, sizi yerler’ demişti. Bizler de o gün esir düştüğümüzde çadırda yenileceğimiz saati beklerken, Türkler tarafından hiç beklemediğimiz bir centilmenlikle karşılaştık. Bu savaşta asil bir milleti yakından tanımış ve vatanları için ne büyük fedakârlıklara katlanmış olduklarını görmüş oldu.”

Komutan ve Evlatları Prof. Dr. Hikmet Özdemir Sayfa 101-102, Anka Yayınları 2007


SON HABERLER