Başsağlığı...

11/05/2015

VAKFIMIZDAN GÜNCEL HABERLER

11.05.2015


Merhum 7’nci Cumhurbaşkanı Kenan Evren ve E. Korgeneral Fuat Avcı ile yapılan ve 30’ucu Yıl Özel Sayı’da yer verilen söyleşileri aşağıda tekrar yayınlıyoruz.



7’nci Cumhurbaşkanı Kenan Evren: “Mehmetçik Vakfı ile iftihar ediyorum”

Mehmetçik Vakfı Genel Müdürü Salih Güloğlu: Sayın Cumhurbaşkanım, TSK Mehmetçik Vakfının kuruluş sermayesi başta zatı âliniz olmak üzere o dönem Kara, Deniz ve Hava Kuvvet Komutanları ile Jandarma Genel Komutanının kendi ceplerinden verdiği 1000’er liradan meydana gelen 5000 TL’dır. O günden bugüne Mehmetçik Vakfı, vatan hizmetini yapmak üzere TSK’lerine katılan Mehmetçikler ve onların aile fertleri için bir sosyal güvenlik şemsiyesi olmuştur. O günlerin yoğun devlet işleri arasında Mehmetçik Vakfının kurulma düşüncesi nasıl oluştu?

7’nci Cumhurbaşkanı Sayın Kenan Evren: Aslında doğrusunu söylemek gerekirse benim aklıma gelmedi. O dönem Genelkurmay Personel Daire Başkanı vardı Tümgeneral Fuat Avcı. O bir gün bana dedi ki, “Efendim Türk Silahlı Kuvvetlerinde er ve erbaşlarla ilgili bazı sıkıntılarımız var. Bu çocukların vatan hizmeti esnasında şehit olmaları halinde cenaze işlerinde yardım yapılamıyor, kanunlar müsait değil. Bir vakıf kursak da o vakıf kanalıyla bu işleri yürütsek” dedi. “Hay Allah razı olsun” dedim. Ben de o zaman başımdan geçen bir olayı anlattım ona. Muş’ta Alay Komutanıydım. O zaman Muş şartlarında Alay’da erlerin kullanacağı hamam yoktu. Erleri yıkanmaları için şehirdeki hamama yolluyorduk. Yine böyle bir zamanda erlerin dönüşünde, arkadan geceleyin gelen bir kamyon çarparak üç-dört askerimizi şehit etti. Şehit olanlardan birisi, Kars’ta adını şimdi hatırlayamayacağım hududa yakın bir ilçeden. Gayrimüslim. Dolayısı ile müslüman mezarlığına da defnedilemiyor. Ailesine haber verildi, fakat oraya nasıl göndereceğiz? Sıkıntılı bir durumdu. Tam o vakit aileden bir telgraf geldi, “Biz cenazeyi almaya geliyoruz” diye. Sonra aldılar ve götürdüler. O benim hep hatıramdadır. O hadisenin sıkıntısını hiç unutmam. Devlet, Mehmetçik’e öldüğünde bir yardım yapamıyor diye. Fuat Avcı, o zaman bana bu teklifi yaptığında, bu anımı anlattım ona. “Güzel olur” dedim. Aklımda böyle bir Vakıf yoktu, o söyleyince “Allah razı olsun” dedim.

Vakıf senedi imzalanırken, 7’nci Noter İsmet Bilgin “Sayın Cumhurbaşkanım şu anda atacağınız imzadan daha ulvi bir imza daha tanımıyorum” demiş. Bu sözlere siz de inanıyor musunuz?

7’nci Cumhurbaşkanı Sayın Kenan Evren: Elbette hayırlı olduğuna inanıyorum. İnanmasam “peki” demezdim. Bugüne kadar bunun doğruluğu ispatlanmıştır. Hâlâ Mehmetçik Vakfı bu görevini başarıyla götürüyor ve yürütmeye devam edecek. İhtiyaçlarını devletten yardım almadan kendisi karşılayabiliyor.

“Vakfı hep kalbimde yaşattım”

Vakıf kurulduğunda bugünkü gücüne ulaşabileceğine inanıyor muydunuz?

7’nci Cumhurbaşkanı Sayın Kenan Evren: Ne güzel iftihar ediyorum, gurur duyuyorum. İyi ellerde idare edildiği için oluyor bunlar. Beni davet ettiğiniz halde toplantılarınıza katılamadım tabii. Ama her zaman kalbimde yaşattım. En büyük yaptığım işlerden, hayırlı da yaptığım işlerden birisi de budur. İyi ki yapmışız. Mehmetçik Vakfını çok başarılı buluyorum. En başarılı vakıfların başında gelir. Benim izlenimim bu. Kurban bağışlarımı da hep Mehmetçik Vakfına yaptım.

Vatandaşın askere karşı, Mehmetçik’e karşı olan sevgisini hepimiz biliyoruz. İçinde yaşadık bunun. Türk Milleti askerini sever, hele Mehmetçik’i çok fazla sever.



Vakıf kültürü hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşabilir misiniz?

Vakıflar iyi idare edilirse çok iyi hizmetler görüyor. Yeter ki iyi ellerde olsun. Buna inandım, o yüzden bu vakıflara ön ayak oldum.

Emekli olduktan sonra ben de bir vakıf kurdum Marmaris’te. Kenan Evren Eğitim ve Kültür Vakfı. Bu vakıf sayesinde Marmaris’te bir kolej de kurduk. Halen devam ediyor. Bu yolla pek çok genci yetiştirip üniversiteye yolladık. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Güçlendirme Vakfı ve ASELSAN’ın kuruluşunda da emeğim geçti. Bugün görüyorsunuz ASELSAN dünya çapında bir güç oldu.

Son olarak şehit ve gazi ailelerine, Mehmetçik Vakfı bağışçılarına ve Türk Milletine neler iletmek istersiniz?

7’nci Cumhurbaşkanı Sayın Kenan Evren: Ne söylemem ki… Kalbimden gelen bütün iyilikleri ve iyi niyetleri kendilerine ulaştırmak isterim. Ben bugün doksan dört yaşına geldim, bunda halkımızın dualarının etkisi olduğuna inanıyorum. Benim gittiğim yerlerde vatandaşlarımızın bütün duaları “Allah uzun ömür versin, benim ömrümden de sana katsın” şeklindeydi. Belki o dualar sayesinde ben bu yaşa kadar geldim.

Bu vatan hepimizin. Bu vatan sayesinde bu noktaya geldik ve vatanın elde gideceği sırada neler çektiğimizi hepimiz biliyoruz. Milletimizin bütünlüğü için Türk Silahlı Kuvvetlerimize sahip çıkalım.



Mehmetçik Vakfının kuruluşundaki fikir babası       E. Korg. Fuat Avcı:

“Mehmetçik Vakfını iyi ki kurmuşuz”

• Bize kendinizden bahseder misiniz?

1930 yılında Denizli’nin Çal kazasında doğdum. Babam adliyede devlet memuru idi. Her memur gibi biz de orta halli bir aileydik. İlkokulu Çal’da okudum. Çal’da ortaokul yoktu. Orada kalsaydık okuyamayacaktım. Babam bizi ailece topladı ve Ankara’ya geldik. Kendisi Makine Kimya Endüstrisi Kurumunda iş buldu. O zamanlar Ulus’ta Taş Mektep vardı, 1944 yılında orayı bitirdim. Sonra Gazi Lisesi birinci sınıftayken, babam vefat etti. O vefat edince Kuleli Askerî Lisesi onuncu sınıfına girdim ve ondan sonra da Silahlı Kuvvetlere hizmet ettim.

İnanıyorum ki fırsat eşitliği çok önemli. Eğer ben askerî liseye giremeseydim bugünkü noktaya gelmemin imkânı yoktu tabii. Babamın tabii o ileri görüşlülüğünün de etkisi oldu. Onun için eğitime ve sağlığa çok önem veririm. O nedenle o iki faktöre hizmet etmek için her türlü gayreti gösteririm.

• Mehmetçik Vakfı’nın kurulma fikri nasıl doğdu?

1976’da Siirt Tugay Komutanlığına atandım. 1977’de bir gün, sabah sporu yaparken bir erin vefat ettiğini söylediler. Kalp krizi geçirmiş. “Ailesini bulun” dedim. Kırklareli’nin Dere Köyü’nden. Haber verdiler, geldi ailesi. Cenazeyi götürmek istediler, ona göre bir tören düzenlendi. Taburun önünde konuşmalar yapıldı. Ertesi sabah mesaiye geldiğimde, kurmay başkan “Komutanım erin ailesi ‘Bizim halimiz müsait değil araba tutup, para verip naaşı götüremeyiz’ dediler” dedi. Gerçekten o zamana kadar da erlerin cenazeleri bulundukları yerden kendi imkânlarıyla memleketlerine götürülürdü. Aksi takdirde vefat ettikleri yerde gömülürdü. Subay ve astsubayları iç hizmet kanunu yönetmeliğine göre taşıyorlar fakat er ve erbaşları taşımıyorlardı.

Tugay Komutanlığından sonra Genelkurmay Başkanlığı Personel Daire Başkanlığına atandım. Orada ilk el attığım iş, o iç hizmet maddesini değiştirmek oldu. Komutanlarımıza arz ettik komutanlarımız uygun buldular ve değiştirdik, buraya kadar tamam. Eri ailesine teslim ediyoruz, ancak maddi bir yardımda bulunmuyoruz. Biz de dedik ki “Bir Vakıf kursak, onunla bu yardımı yapsak” dedik. Komuta katına arz ettik. Komuta katı o zaman Genelkurmay Başkanı ve Devlet Başkanı Org. Kenan Evren, Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Nurettin Ersin, Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Tahsin Şahinkaya, Deniz Kuvvetleri Komutanı Org. Nejat Tümer, Jandarma Genel Komutanı da Org. Sedat Celasun idi.

“Olur” dediler ama “Daha detaylı düşünün” dediler. Gittik daha detaylı bir çalışma yaptık. Geldik tekrar arz ettik. Komuta katı, “kurulsun” dediler. “Mehmetçik” ismi de o zaman benim aklıma geldi, ben önerdim. “Mehmetçik Vakfı” olsun dedik. Onlar da kabul ettiler ve notere iş gitti. Ankara 7’nci Noteri İsmet Bilgin vakıf senedini hazırladı ve geldi.

En ulvi imza

Tam Devlet Başkanı Kenan Evren imza atacağı zaman, noter dedi ki, “Sayın Devlet Başkanım” dedi. “Ben şu kadar sene hâkimlik, şu kadar sene savcılık yaptım. Şu kadar senelik de noterim, ama şu atacağınız imzadan daha ulvi bir imza tanımıyorum. Bu o kadar büyük bir iş ki efendim, belki de Türkiye Cumhuriyetinde şimdiye kadar olmamış işlerden bir tanesi” dedi. Kenan Evren Komutanım da odada bulunan Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Ersin’e dedi ki, “Bak Nurettin Paşa ne diyor noter” dedi. Nurettin Paşa da “Evet efendim duydum. Gerçekten çok hayırlı bir iş yapıyoruz” diye yanıt verdi.

“Maddi durumu ne olacak bu Vakfın?” diye sordular. Ben dedim ki “Komutanım, müsaade ederseniz siz beşiniz katkıda bulunacaksınız” dedim. Ceplerinden çıkardılar paraları verdiler. Mahkemeden de kuruluş esaslarına göre kayıtları aldık ve böylece Mehmetçik Vakfı kurulmuş oldu.

İlk Genel Müdür Raif Babaoğlu’nu yaptık. ATESE Başkanlığının altında bir oda verdiler. O odada ilk defa beş bin lira parayla faaliyete başladık. Oradan sonra sığmıyorduk artık. Mithatpaşa’da bir kat bulduk. Sonra beğenildi orası ve oraya taşındık. Sonra da şimdiki binanıza geçildi.

Unutmuyorum, Malatya gecesi yapıldı o tarihlerde, Necdet Öztorun Paşa o gecenin ertesi günü beni çağırdı. Bir kutu içinde altından bir kayısı verdi. Dün akşamki gecede açık arttırmayla satmışlardı, bizde kalmıştı. Ben de Vakfa hediye ediyorum dedi. Sonra şahsi bağışlar başladı, daireleri bağışlayanlar oldu.

• Vakıf kurulduktan sonra nasıl tepkiler aldınız?

Bununla ilgili bir anım var anlatayım. Vakıf kurulduktan yıllar sonra, Celal Karasu Paşa ile Çatalca Akpınar’da bir kahveye girdik. Orada baktım bir çocuk. Bir kolu sakat, bir gözü sakat, ama garsonluk yapıyor. Belediye başkanı orada görevlendirmiş. Ona sordum, “nedir senin bu halin” diye. “Ben” dedi, “Silvan’da bir jandarma eriydim. Silvan’da nöbet tutarken, uçak savar mermisi patladı. Gözümü ve kolumu kaybettim” dedi. “Peki, Mehmetçik Vakfından bir şey alıyor musun” diye sordum. “Alıyorum” dedi. O zamanki parayla yüz elli lira mı ikiyüz elli lira mı neydi. Yaklaşık yirmi sene önce… Benim Vakfı bildiğimi de bilmiyor. Şu cümleyi kullandı; “Askere gittim ama Allah razı olsun Vakıf beni düşünüyor, ömrüm boyunca para veriyor” dedi. Ben de takıldım, “Peki sana bir de burada Akpınar’da ev verse” dedim. “Ah o zaman da evlenirim” dedi.

Vakıf büyük bir yaraya neşter vurdu

Vakfın başarılı olmaması mümkün değildi. Çünkü büyük bir yaraya neşter vuruyordu Vakfın kuruluşu… O erin yerini tutamaz ama gene de bir yarayı sarar zihniyeti ile yola çıktık açıkçası. Durup baktığımda şimdi, “iyi ki yapmışız, iyi ki kurmuşuz” diyorum. Komuta katı iyi ki “evet” demiş. “Hayır” deselerdi bu da belki rafta kalacak bir projeydi. Ama şunu tekrar ifade edebilirim, elimde bir fırsat olsa on defa gene kurarım.

SON HABERLER