Sen hep sığınacağımız liman ol!

23/01/2015

VAKFIMIZDAN GÜNCEL HABERLER

23.01.2015

23.01.2015



Ben, henüz dört aylık bir bebekken, hiç göremediği, hissedemediği babasını teröre kurban veren biriyim. Adımı babamdan aldım. Damarımda onun kanı, yüreğimde onun gururu…Soğuk ve süslüdür doğduğum köyün kararmış kışları. Gökten kar değil, umut yağar ceviz ağaçlarının bahara küsen dallarının üzerine. 1989 senesinin umut yağmış Şubat ayının 13’ünde geldim dünyaya. Hayata camdan bir şişeden merhaba dedim. Rivayet odur ki efsunlu bir şeyler olmuş, ölümle yaşam arasındaki mesafede örümcek ağlarıyla haşır neşir olmuşum doğduktan bir hafta sonra. Beni yaşatan ilahi kuvvet, hiç göremediğim, ellerini öpemediğim babamı çok görmüş bana…
Bu hayatta kitapların öğretmediği en esaslı şeylerden biri de hayatın kocaman zıtlıklardan kurulu olduğu gerçeğidir. Soğuk ve süslü bir akşama doğan bir bebeğin kaderi midir yaşadıklarına hiçbir anlam veremeden, hayatının en büyük, en acı kaybını kabullenmek? Ya da aynı yılın kurak bir haziran ayında yakın doğunun uzak bir köyünde dört aylık bebeğini hiç göremeden, dokunup sevemeden hain bir pusuda şehit olan bir babanın, bir askerin, kaderi midir yaşananlar?

Doğduktan iki yıl sonra Elazığ’ın Karakoçan ilçesine yerleştik, can damarım, her şeyim annemle beraber. Ona göre ben babamdan kalan en değerli emanettim; bana göre ise annem, bana babamdan kalan en değerli mücevherdi. Öyle de oldu zira koruduk kolladık birbirimizi yıllar geçip gitti… Henüz küçük bir çocukken, bana ileriki yaşantımda pahaya gelmez öğütler verirdi annem… Daha o günden anladım ki ben herkesten farklı olup babamın bıraktığı mirası en iyi şekilde temsil etmeliydim. Babamın adını taşımak, onun gibi olmak ‘’ adam gibi adam ‘’ olmak kolay değildi. Okumak, çok okumak gerekliydi. Bir bayrak yarışıydı bu. Şükür bu güne ki bayrak zirvede…

İlk ve orta öğretimimi doğup büyüdüğüm yerde Karakoçan’da tamamladım. Doğu’da okumak diken üstünde oturmak gibi bir şeydir. Yarın ne olacak korkusu hep vardır insanın iliklerine işlemiştir bu duygu. Düşünün ki böyle bir ortamda başladım eğitimime. Okul hayatım boyunca her zaman annem ve ailem yanımda ve kalbimde oldular. Ancak öyle bir aile vardı ki onu anlatmaya gerçekten kelimeler yetmez…

İlkokulun tebeşir kokan tozlu yıllarında tanıştım Mehmetçik Vakfı ailesiyle. Onlar herkesten çok kabullenmişti bu davayı. O yıllarda tam olarak anlam veremediğim bu Vakıf, gizli bir güç gibiydi. Unutulmamak, unutan olmamak, samimi bir şekilde maddiyatı bir tarafa bırakarak bütün şehit ve gazi aileleri üzerinde müthiş bir manevi kalkan görevi üstlenmek onların başlarıyla beraber kabullendikleri bir görevdi. Yıllar yıl oldu, mevsimler hesaplarını dürdüler yıllarca unutulmayan acılar hep sol yanımda saklı kaldı. Acılarım hatıradır çok sevdiğim bir şairden…

2007 yılının hazan mevsiminde üniversiteye başladım. Daima fikrimde ve zikrimde olan mesleğe başlamak adına koca bir adımdı bu. Öğretmen olacaktım… Ben yandım, başkaları yanmasın diye, Bir zerre dahi olsa yeni nesile faydam olsun diye, bayrağı biraz daha öteye taşıyayım diye; İnönü Üniversitesi, Türk dili ve edebiyatı bölümüne yerleştim. Dört yıllık bir eğitimden sonra, genç ve göreve aşık bir öğretmen olarak, devletin sağladığı imkanlar neticesinde İzmir’e edebiyat öğretmeni olarak atandım. Ben, insanın bazı değerlere inanarak ve azimle çalışarak insanın hayallerine ulaşabileceğine bir nebze dahi olsa emsal teşkil etmek istedim. 

Bugün kendi ayakları üzerinde durabilen, yaşadığı acıları asla unutmayan, kendinden çok insanı ve insanî değerleri arzulayan bir Aziz’im. Ben adımı ve karakterimi babamdan aldım. Bu meşakkatli yolda ise desteği her daim yanımda olan, annemden ve çok değerli olan Mehmetçik Vakfı ailesinden gördüm. Bu yazıyı okuma zahmetine giren bütün büyüklerime ve kardeşlerime naçizane bir dileğimdir bu: acılar insanı köreltmez, yüceltir… Sen hep orada kal sevgili Mehmetçik Vakfı, bizim gibi nice evlatları sahiplen, şefkatini, bütünlüğünü hiç eksik etme. Aranan kan hep sen ol, biz bu koca ailenin gücü olmaya devam ederken, sen de bizim sığınıp, huzur bulacağımız liman ol, sen hep var ol…

Edebiyat Öğretmeni Aziz ÖZGÜ



(*) 30’cu Yıl Özel Sayısında yayınlanan söyleşiden 2012

SON HABERLER