Duyurular

Nasıl Bağış Yapabilirim?

İdil-Tepeköy'de roman yazdı, köyünün gururu oldu:

11.01.2012


Abdülhalim Aydoğan:

"Bir gün Mehmetçik Vakfının bağışçısı olacağım"

* Şırnak-İdil Tepe Köyü'nde üç kardeşi ve annesiyle birlikte yaşayan Muğla Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü son sınıf öğrencisi olan Abdülhalim Aydoğan, yazdığı kitapla köyünün gururu oldu. TSK Mehmetçik Vakfından aldıkları yardımla geçinen ailenin en büyük çocuğu olan Abdülhalim'in en büyük hedefi bir gün Mehmetçik Vakfının bağışçısı olabilmek…




Bize kendinden bahseder misin?

1987 Şırnak/İdil Tepe Köy doğumluyum. Biri kız, diğerleri erkek üç kardeşiz. Ben üç yaşındayken babam askere gitmiş, ben üç buçuk yaşındayken de hayatını kaybetmiş. Babamı gördüm diyemem. Hatırlamıyorum çünkü. Sadece cenazesinin getirilmesini hayal meyal hatırlıyorum. Fotoğraflardan biliyorum. Babam askerde ölünce, baba tarafım anneme diyor ki, "sen git evlen, çocuklar bize kalsın". Ama annem direniyor, evlenmiyor. Bunun üzerine dedemler bizi kaçırıyorlar. Annem de korucu başının yardımıyla askerlere şikâyet ediyor. Öyle olunca bizi geri getirmek zorunda kalıyorlar. Annemin kendine ait hiçbir şeyi yok. O kadar ki kimliği bile dedemlerde. O yüzden bize bağlanan parayı bile onlar alıyor. Ama annemin tek derdi var; çocuklarından ayrı kalmamak, 'siz parayı alın yeter ki çocuklarımı bana geri verin' diyor.
Tepe Köy'deki korucu başı ve askerlerin de yardımı ile annemin dedemlerde olan kimliği iptal edilip, yeni kimlik çıkartılıyor. Böylece Mehmetçik Vakfının yardımlarını almaya başlıyoruz. Ondan başka bir gelirimiz de yok, Mehmetçik Vakfı olmasaydı ayağımızda ayakkabı bile yoktu.
Annem babam öldüğünde 23 yaşındaydı ve daha sonra hiç evlenmedi. Biz onun hakkını ödeyemeyiz. Annem için tek önemli şey birlikte olmamız ve bizim okumamız oldu hep.
İlkokulu köyde, ortaokulu İdil'de okudum. Liseyi Mardin'de dedemin evinde okumak zorunda kaldım. Orada kalmak istemiyordum aslında, ama şartlar bunu gerektiriyordu. Çünkü Mardin'deki eğitim imkânı (dedemlerin dershanesi vardı çünkü) İdil'den çok daha iyiydi. Dedem, sürekli annem hakkında ileri geri konuşup duruyordu. Bunları duymak istemiyordum, ama annem okuyabilmem için dişimi sıkmam gerektiğini söylüyordu. 'Sadece bana gelen laflar değil, sana söylediği laflar da bana gelsin, yeter ki sen oku' diyordu. Ben de o ortamda içime kapandım, kitaplara sarıldım. Kitap yazma fikrim de zaten orada gelişti.
Neyse üniversiteyi üçüncü girişimde kazandım. Şu anda Muğla Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü son sınıftayım. Hep kitap kurdu oldum. Bu kitaplardan daha iyisini ya da daha farklısını yazmak istiyordum.



Peki diğer kardeşlerin neler yapıyor?

Ben üniversiteyi kazandıktan bir yıl sonra kardeşim Abdülvahap zar zor liseyi bitirdi. Annem de sürekli ağlıyordu, çocuk yitip gidecek diye. Okumak için Mardin'e dedemin yanına gitmekten başka çare yoktu. O da zorla dedemlerin yanında hazırlandı üniversiteye. Şimdi Siirt Üniversitesi Sağlık Meslek Yüksek Okulu Hemşirelik Bölümünde okuyor.
Kız kardeşim Medine, liseyi Şırnak'ta okul öncesi ve çocuk gelişimi bölümünde okudu. Liseden sonra köyde üç yıl ana sınıfı öğretmenliği yaptı. Sonra onun da valizini aldım Mardin'e götürdüm, o da dedemlerde dershaneye gitti. Artık aramızda 'üniversiteyi kazanmanın yolu dedemlerden geçiyor' diye espri yapıyoruz. Şimdi Açık Öğretim Fakültesi Sosyal Hizmetler Bölümünde okuyor. Bu yıl da üniversite sınavına girdi.

Sen bir kitap da yazdın Dilber adında. Dilber'i yazmak için seni tetikleyen güç ne oldu?

Zülfü Livaneli'nin Mutluluk kitabını okuyunca çok etkilendim. Birkaç kez okudum. Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Tahir, Ahmet Mithat Efendi, Orhan Pamuk, Elif Şafak… Sürekli kitap okuyarak kendimi geliştirmeye çalıştım. Sonra günlük de yazmaya başladım. Zamanla Dilber'in konusu çıktı.
Dilber, kız kardeşimin yakın arkadaşı… Yaşadıklarını öğrenince, hayatını yazmak istedim. Sonra tanışma imkânım var mı dedim kardeşime. Çünkü Dilber hiç dışarı çıkmıyordu. Kız kardeşim sormuş, o da kabul etmiş. Dilber'le konuşup dinleyebilmek için fındık toplamaya bile gittim.
Kitap çıktıktan sonra insanların bana bakış açısı değişti. Öğretmenlerim gurur duymaya başladılar benimle. Ara vermememi yine yazmamı istediler. İdil İlçe Milli Eğitim Müdürü kitabı okuduktan sonra beni aradı. 'Keşke burada olsaydın da alnından öpseydim. Kitabını herkes okusun diye köy okullarına dağıtacağım' dedi. Hatta Dilber'i de yanına çağırmış, 'gelsin onun tüm eğitim masraflarını karşılayacağız' demiş.

En sevdiğin yazarlar kimler?

Orhan Pamuk'u seviyorum. Sadece yazmak için yazıyor o. Ben de para için değil de kendim için yazmak istiyorum. En çok Kara Kitap'ı seviyorum. Elif Şafak'ı çok seviyorum. Üslubunu beğeniyorum. Cengiz Aytmatov'un hayranıyım.

Hedefin nedir?

Mehmetçik Vakfına olan vefa borcumu ödemek, Vakfın bağışçısı olmak… Mehmetçik Vakfı olmasaydı biz okuyamazdık. Bizim köyde üç çocuk birden okuyan yok çünkü. Bu borcu hem maddi hem de manevi şekilde ödemeyi hedefliyorum. Mehmetçik Vakfını Allah başımızdan eksik etmesin. Yaşım küçük olmasına karşın bana saygı gösterdiler. Bana ailemden daha çok ilgi gösterdiler.
Mehmetçik Vakfı olmasa bırak okumayı, kimse bize bakıp selam bile vermezdi. Üç kardeş üçümüz de okuduğumuz için Mehmetçik Vakfından gelen gelirimiz vardı. Zaten başka da yok. Ama annem bu paraları hep artırdı. Başka işlerde çalıştırmadı, yeter ki siz okuyun dedi hep.

« Tüm Duyurular