Zeynep UÇAK ve Annesinin Mehmetçik Vakfı Genel Müdürlüğünü Ziyareti
Zeynep UÇAK, 1996 doğumlu. Sabancı Üniversitesi Elektrik Elektronik Bölümü mezunu ve şu an Savunma Teknolojileri üzerine hizmet veren bir şirkette genç bir mühendis. Babası Ferhat UÇAK, Zeynep henüz bebekken vatani görevi sırasında Hakkâri’de Şehit olmuştur. Annesi ile birlikte Genel Müdürlüğümüzü ziyaret eden ve “Bizler Şehit çocukları olarak daha sağlam durmalı, daha bilinçli ve duyarlı bireyler olmalıyız.” diyen Zeynep ile gelecek hedeflerinden Vakfımızla tanışma hikâyesine kadar gururla okuyacağınızı düşündüğümüz bir söyleşi gerçekleştirdik.

Zeynep ve Mehmetçik Vakfı personeli Elif ÖNÇLER
Zeynep’çiğim, bize kendinden bahseder misin?
Ben Zeynep Uçak. 1996 Ankara doğumluyum. İlkokul, ortaokul ve liseyi Ankara’da okuduktan sonra 2014 yılında Sabancı Üniversitesi Mühendislik Fakültesini kazandım ve 2019’da Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Yaklaşık bir senedir İstanbul’da Savunma Teknolojileri üzerine hizmet veren bir şirkette algoritma konusunda çalışıyorum. Annem ev hanımı, bir de erkek kardeşim var, ismi Ferhat, Yargıtay’da memur olarak görev yapıyor. Babam ise 1996 yılında Hakkâri’de Şehit olmuş. Maalesef babamı hatırlamıyorum bile. Annemden duyduklarımla tanımaya çalışıyorum.

Zeynep ve Annesi Sebahat Hanım
Annenden de kısaca dinleyelim. Sebahat Hanım, bir Şehit eşi olarak kendinizden bahseder misiniz?
Ben 1975 doğumluyum. Eşim vefat ettiğinde üç senelik evliydim. Yaşım çok küçüktü, oğlum daha kırk günlüktü. Olup bitenleri algılayıp sindirmek çok zordu o yaşlarda ancak Allah sabrını ve gücünü veriyor. Eşim Şehit olduktan sonra Vakıfla tanıştım. Sağ olsunlar o süreçte çok destek oldular bize. Sonrasında da iletişimimiz hiç kopmadı. Ben de kendimi çocuklarıma adadım. Babam ve annem de bu süreçte çok büyük destekçimdi. Çok şükür, evlatlarım da hep yüzümü güldürdü, Allah benim evlatlarıma da herkesin evladına da hayırlı ömür versin inşallah.
Zeynep’çiğim tekrar sana dönelim. Bir Şehit çocuğu olmanın yansımalarını bizimle paylaşır mısın?
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum; bizler Şehit çocukları olarak daha sağlam durmalı, daha bilinçli ve duyarlı bireyler olmalıyız. Şehit çocuğu olmanın getirdiği hassasiyeti bir kenara bırakıp ailemize de destek olmalıyız. Bu ülkenin kahramanı ve gururu bizim babalarımız. Bizler ise onların isimlerini taşıyan evlatları olarak bu bilinçle hareket etmeliyiz. Bizler herhangi bir hata yapma eğilimine girsek ilk babamızı, ailemizi düşünüyoruz. Hayatım boyunca hep bu düşünceyle ilerledim ve bir şeyleri başardıysam da temelinde bu düşünce yatıyor.
Mehmetçik Vakfıyla nasıl tanıştın?
Vakıf zaten hep hayatımızdaydı. Küçükken de adını hep duyuyordum ancak bilinçlendikçe hayatımızdaki önemini daha çok hissettim. Öğrenim desteği bizler için büyük önem taşıyor ancak Vakıf manevi olarak da hep yanımızda. Özellikle iş başvuru sürecinde sağ olsunlar, Vakıf personeli sürekli yerleştim mi, bir ihtiyacım var mı diye arayıp sordular. Bu desteğin verdiği güven duygusuna paha biçilemez. Lise dönemimde ise Vakfın düzenlediği kültür gezisine katıldım. Gezide yaşadığım deneyimler o kadar güzeldi ki, geziye katıldığım çoğu arkadaşımla hala görüşürüm.
Peki, biraz da gezide yaşadığın deneyimden, seninle aynı kaderi paylaşan arkadaşlarınla olan ilişkinden bahsedelim.
Geziye katıldığımda Lise 2’nci sınıftaydım. Hatta kardeşimle birlikte katıldık geziye. Öncesinde Vakıftan bize ulaştılar, gezi hakkında bilgi verdiler ve bizi davet ettiler. Kalabalık bir gruptuk. İlk etapta elbette herkes birbirine yabancıydı ancak dediğiniz gibi aynı kaderi paylaşıyor olmak ve ortak değerler insanları birleştiriyor. Dolayısıyla o kaynaşma süreci çok kısa sürdü. Gezide gittiğimiz illerden biri Çanakkale’ydi. Oradaki Şehitlikleri gezdik, kamp yaptık, çok duygusal anlar yaşadık. Başımızdaki Vakıf Temsilcilerimiz bize babamız gibi, Vakıf personeli kardeşleri gibi davrandı. Orada Beyza diye bir arkadaşla tanıştım. O zaman Tıp okuyordu, fakülteye yeni girmişti ve bana örnek olmuştu. Çalışma sisteminden, nasıl sınava hazırlandığından konuşmuştuk uzun uzun. Kendisi şimdi genç bir hekim, ona da kolaylıklar diliyorum özellikle şu pandemi döneminde. Kısacası kültür gezisi bizlere yalnız olmadığımızı, bizler gibi ortak acılara ve yaşanmışlıklara sahip birçok kardeşimizin olduğunu gösterirken bir taraftan da birbirimize örnek olmamıza, aramızda kardeşten öte bağlar kurmamıza vesile oluyor. İnanın, hepimizin gözlerinde babalarımızla duyduğumuz gururu görürsünüz.
Biraz da gelecekle ilgili hedeflerinden bahseder misin?
Öncelikle her daim bilinçli, hayırlı ve çevresine duyarlı bir vatandaş olmak, aileme destek olmak istiyorum. Bununla birlikte kariyer anlamında kendimi geliştirmek istiyorum. Daha sonra ise bizimle aynı süreçten geçen ailelere yardımcı olmak, bizim gibi öğrencilere burs imkânı sağlamak istiyorum. Bir de insan bir nebze de olsa aldıklarının karşılığını vermek istiyor sanırım. Örneğin, bu Vakıf bana hep destek oldu ben de Vakıf için bir şeyler yapmak istiyorum. Bazı şeylerin hakkını yerde bırakmamak gerekiyor. Elbette hayat her zaman planladığımız gibi gitmiyor ancak umuyorum planlarımızı gerçekleştirebiliriz.
Son olarak Mehmetçik Vakfı Dergisi aracılığıyla okurlarımıza, Şehit ve Gazi çocuklarına neler söylemek istersin?
İnsanlar genel olarak yardım ederken hep doğru yere gidip gitmediğini sorguluyor. Hatta birçok insan sırf bu yüzden belki yardım bile etmiyor ancak Mehmetçik Vakfı için şunu söyleyebilirim ki, yardımlar hep doğru yere gidiyor ve doğru kullanılıyor. Kendimden örnek vereyim, hiçbir zaman Vakıf desteğini üzerimden çekmedi. Maddi manevi her zaman yanımda oldu. Hatta şöyle bir örnek vereyim, okul döneminde eğitim yardımımızın devam etmesi için öğrenci belgelerimizi göndermemiz gerekir. Bazen son güne bırakırdık bu işi, Vakıf da son gün bile arardı bizi, Vakfın sağladığı imkânlardan mahrum kalmamamız, eğitimimize her şekilde devam etmemiz için adeta zorluyor bizleri. Kısacası, burada, bu vatanın kahraman evlatlarının evlatları var. Herkes içi rahat bir şekilde Vakfa destek olabilir. Ayrıca benimle aynı kaderi paylaşan kardeşlerime demek isterim ki, öncelikle ne yaşarsanız yaşayın güçlü olun, bundan önce ise iyi bir karaktere, iyi bir yüreğe sahip olun. Zaten iyi bir insansanız doğru yolda, kalbinizin size gösterdiği yolda ilerliyorsunuz. Eğitim çok önemli. Okuyabildiğiniz kadar okuyun. Eğitim insana bir vizyon, vizyonun yanında farkındalık kazandırıyor. Farkındalık sahibi insanlarsa, genel olarak kendini geliştiren ve ne yapacağını bilen insanlar oluyor. Bizler bunu ne kadar becerebiliyoruz bilemiyorum tabi ama en azından bu yolda ilerlemeye gayret gösteriyoruz. Ayrıca hedeflerindeki yollarında ilerlerken yanındakileri unutmamalarını diliyorum. Son olarak ise şunu söylemek isterim; annem benim hayattaki en büyük destekçim, eğitim sürecimde, her konuda hep arkamdaydı, kararlarıma hep saygı duydu, annem benim en büyük idolümdür. Anneciğime her şey için sonsuz teşekkür ediyorum.
